----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 4:57 pm






Çanakkale Destanı

''Şu Boğaz harbi nedir?/Var mı ki dünyada eşi?/En kesif orduların yükleniyor dördü beşi/Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya/Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya/Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı/Nerede, gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı''... Mehmet Akif Ersoy'un, yazıldığı tarihten bu güne kadar bütün nesillere Çanakkale Savaşı'nın heyecanını yaşatan bu şiiri, bir milletin kaderini değiştiren destanını anlatıyor. Yarın, Birinci Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin kaderini değiştiren, yaşamak hakkına şerefi ile ulaşan bir milletin kahramanlık destanının yazıldığı tarihin, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 91. yıldönümü... İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede cereyan eden muharebeler denizden ve karadan olmak üzere yaklaşık bir yıl sürdü. Çok şiddetli çarpışmalar oldu, Türkler canları pahasına büyük bir zafer kazandı. Çanakkale Savaşları'nda 18 Mart Deniz Zaferi'nin ise önemli bir yeri bulunuyor. 18 Mart, yersiz bir gururun Karanlık Liman'da boğuluşunun tarihlere kaydedildiği gün oldu. Türk denizcilerinin ve topçularının hedefini şaşmayan çelik yumruğu, bu zaferin kazanılmasında başlıca rolü oynadı.

-HASTA ADAM-Peki bu zafer nasıl kazanıldı? 1914'lü yıllarda Osmanlı, yorgun ve halsizdi, Avrupalılar'ın deyimiyle ''hasta adamdı''. Birinci Dünya Savaşı'na girecek durumda değildi. Yeni çıktığı Balkan Savaşı'nın yaralarını saracak zaman bile bulamamıştı. 1911 Trablusgarp ve 1913 Balkan muharebeleri yenilgileri Osmanlı'nın adeta belini bükmüş ve kendisine gelmesi çok zor olan bir süreç içerisine girmesine neden olmuştu. Genç Türkler iktidara geldiği 5 yıl içinde büyük toprak kayıplarına uğramıştı. En değerli ordularını bozgunda kaybetmiş, kucak dolusu paralar ödenerek dışarıdan satın alınmış silah, top cephane ne varsa onlar da Ekim ve Kasım ayının çamurlu, yolsuz Rumeli topraklarında düşmana terk edilmişti. Koca imparatorluk, çağın, sanayi devriminin, bilim ve teknolojinin çok gerilerinde kalmış, zengin Avrupalılar'ın ''kapitülasyon'' denilen ekonomik ve mali boyunduruğu altında ezikti. Ülkede ne sanayi denebilecek bir tesis, ne de tam anlamıyla yapılan bir tarım vardı. Gaz yağından iğnesine, silahından mermisine her şey için dışa bağımlı olan memlekete ne düzgün bir yol, ne bir liman, ne de fabrika vardı. İhmale uğramış insanları fakir ve okutulmamış, devlet yönetimi çürümüş hazinesi tamtakır olmuştu. Bir yıl öncesinden beri Alman askeri Türk ordusunda geniş ıslahat yapmış, fakat Balkanlar'daki yenilgiler büyük zarar getirmişti. Bir çok bölgelerde asker aylardan beri maaşını alamamış, orduda moral kalmamıştı. Donanma da mutsuz ve demode bir haldeydi. Çanakkale'deki Garnizon perişandı. Silahları ise çağdışı idi.

-HÜKÜMETİN DURUMU-
Siyasal durum ise tam bir karmaşa idi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne bağlı olan Genç Türkler, 1909'da padişahı tahtan indirerek pek çok çevrede özellikle aydın çevrede tam bir destek kazanmıştı. Ancak, 5 yıllık savaş ve iç bunalımlar gereğinden de fazlaydı. İmparatorluğun derme-çatma hükümeti bir başka hükümeti iş başına getirerek kuvvetlenmek, durumu düzeltmek imkanı kaçırmış, Genç Türkler'in enerjileri ise kendi başlarını kurtarmanın umutsuz ve yalın mücadelesinde tükenmişti. Artık ne demokratik seçimlerden, ne özgürlükten, ne bütün ırkların eşitliğinden ne de hilal altında birleşmeden bahseden yoktu. Mali yönden hükümet iflas etmiş, eski zorbalık ve irtikap günlerine geri dönülmüştü. Bağdat ve Kudüs gibi dış eyaletlerde mahalli idareler korkutucu bir durumdaydı. Her an herhangi bir aşiretin bağımsızlığını ilan etmesi mümkündü. Durum böyle olunca İttihat ve Terakki yönetimi de halkın gözünden iyice düştü.

-SAVAŞA DOĞRU...-
Dünya kaçınılmaz bir paylaşım savaşına doğru yönelirken, Osmanlı İmparatorluğu da bu savaş karşısında tarafsız kalamayacağını fark etti. Bu durumda yapılabilecek en doğru hareket ''ölünecekse savaşarak ölmek'' idi. Halk ve İttihatçı üyeler, Osmanlı'nın savaşa girmesine taraftar değildi. Bu arada Alman Ordusu'ndan yetkililer, Türk askerini eğitmeye başlamıştı. İttihatçılar Almanya yerine İngiltere ve Fransa'ya yakınlık duyuyorlardı. Almanya, sadece Enver Paşa ve diğer subaylara yakın geliyordu. Çünkü, Almanya'da eğitim görmüşlerdi. Almanlar da ittifakta çok istekliydi. İngiltere, Genç Türkler'in iktidarına güvenmiyor ve onlarla ittifak yapma teklifini reddediyordu. Ancak durum böyle olmasına karşılık Osmanlı üyelerinden Hakkı Paşa, İngiltere ile problemli konuları halletmek ve ittifaka zemin hazırlamak amacıyla Londra'ya gönderildi. Diğer yandan, Balkan savaşları sırasında edinilen borçların tasfiyesi ve yeni borçlar için Maliye Nazırı Cavit Bey Fransa'da faaliyette idi. Fransa da tıpkı İngiltere gibi borç yanında kapitülasyonlardan vazgeçmeye ancak diğerleri vazgeçerse razı olacağını belirtti. Rus ordusu ise güçlü ve disiplinliydi. Ancak sanayisi beklenmedik bir süre alan siper savaşı için gerekli olan bolca cephaneyi ve ağır obüs toplarını yeter ölçü ve zamanda yetiştirecek derecede gelişmemişti. Bu bakımdan ise İngiltere ve Fransa geri durumdaydı. Bunun yanında, Rusya'nın en işlek liman ve demiryolları Karadeniz ve Baltık Denizi'ndeydi. Bu, Rusya'nın birinci yoluydu. Bu yolu açıp kapamak Osmanlı Devleti'nin elindeydi. Osmanlı Hükümeti için boğazları kapalı tutmak gerekliydi, seferberlik zorunluydu. İttihat ve Terakki büyüklerinde ne diplomasi, ne yönetim, ne de genel siyasal bakımından bir iktidar yoktu. Dünya kaçınılmaz bir savaşa giderken, ''hasta adamın'' kendi yaralarını sarmaya dermanı yoktu...

-OSMANLI'NIN SAVAŞA GİRİŞİ-
Dünya Savaşı kapıdayken Osmanlı devleti çöküşüne zemin hazırlayacak bu savaşa girmek üzereydi. Her ne kadar Osmanlı yönetimi ve özellikle savaşa taraftar olmayan Sadrazam Halim Paşa, Maliye Nazırı Cavid Bey ve diğer üyeleri yapılan anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu iddia etseler de Almanya, hemen ertesi günü Osmanlı'ya savaşa girme zemini hazırlamaya başladı. 3 Ağustos'ta da Fransa'ya ve sömürgelerine karşı faaliyet için Akdeniz'de bulunan Goben ve Breslav zırhlılarına hemen İstanbul'a gitme emri verildi. İngiliz'lerin peşinden geldiği gemiler önce İzmir'e, 10 Ağustos'ta da Çanakkale'ye geldiler. Hükümetin bilgisi haricinde Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın özel izniyle boğazlardan geçtiler. Gemiler geçtikten sonra İtilaf Devletleri yaptıkları tarafsızlık anlaşmalarına göre, gemilerin 24 saat zarfında Türk karasularından çıkarılmasını ya da hemen silahlarından arındırılması gerektiğini bildirerek Osmanlı hükümetini protesto ettiler. Hükümet, bunun üzerine Halil Menteşe Bey'in teklifi üzerine gemileri satın aldı. Sonunda Osmanlı da savaşa girmişti. Gemiler boğazdan geçtikten sonra mürettebatı başına fesler giyerek sanki Türk donanmasının denizcileriymiş gibi davranıyordu. Bunun üzerine Alman Paşası Weber, Çanakkale Boğazı'nı kapattırdı. Bundan Türkler'in de haberi yoktu. Durumdan haberi olanlar yalnızca Enver Paşa ve kabine arkadaşlarıydı. Aynı zamanda bu durum diğer ülkeleri de telaşlandırdı. Rusya'nın ise neredeyse hayat yolu kesilmişti. Birkaç hafta içinde Karadeniz'den gelen Rus buğdayı yüklü gemiler Haliç'te tutuldu. 29 Ekim tarihinde Goben ve Breslav Karadeniz'e açılarak Odessa Sivastopol ve Navrossis'de ki Rus tahkimatını bombardıman ettiler. Bunun üzerine, 30 Ekim'de İngiliz ve Fransızlar da Türkiye'ye karşı harekete geçti.

--TAARRUZ PLANI-
Amiral Carden'ın komutasında, İngiliz, Fransız ve Rus donanmasından oluşan 100'den fazla geminin bulunduğu filo, 1914 yılının Kasım ayından itibaren Limni Adası'nda toplanmaya başladı. Donanmanın amirali Carden, 1 ayda Marmara Denizi'ne çıkabilecek 4 devrelik planını 11 Ocak'ta Bahriye Nezareti'ne bildirdi. Önce Çanakkale Boğazı'na girişi önleyecek Türk batarya ve mevzilerinin tahribi, Kilitbahir-Çanakkale arasındaki torpillerin taranması ve merkez bataryaların tahribi, Kepez bölgesindeki diğer torpil tarlasının taranması, en dar yerdeki kara tahkimatının tahribinden sonra donanmanın Marmara'ya girebileceğini öngörülüyordu. Bundan sonra ikinci büyük harekat başlayacaktı. Eğer Osmanlı İmparatorluğu teslim bayrağını çekmezse, kara kuvvetlerini Çanakkale Boğazı'ndan geçirerek, İstanbul kıyılarına çıkaracaklardı...

-BOĞAZDA YETERLİ SAVUNMA GÜCÜ YOKTU...-
Türkler'in, boğazda yeterli savunma gücü yoktu. Çünkü Almanlar boğazın zorlanacağını düşünmediklerinden burada bulunan 32 bataryayı 22'ye indirmişlerdi. İngiliz gemilerinin boğazda görülmesinin ardından Türk cephesi, Erenköy ve İntepe arasına obüs bataryaları yerleştirdi. Fedakar denizciler tarafından derinliğine mayın tarlaları ve hatları meydana getirildi. Savaş gemilerinden çıkarılan toplar, set bataryalarına yerleştirildi. Denizaltılarına karşı da eldeki malzeme ile balık ağlarından yararlanılarak en dar bölgede bir deniz ağı oluşturuldu. Çanakkale Savaşı'nın savunma tertibatı, boğazın savunması, üç bölüm halinde derinliğe doğru düzenlendi. Buralardaki tabyalarda 59 ağır top vardı. Bunlardan ancak 8'i büyük çapta ve seri ateşliydi. Boğazın en çok tahkim edilen ve mayınlarla pekiştirilen bölgesi burasıydı. Boğazdaki topların mevcudu 170'i buluyordu. Almanya'ya sipariş edilen ağır toplar ve diğer malzeme henüz gelmemişti. Bulgaristan ve Romanya tarafsızdı ve savaş malzemesinin topraklarından geçmesine izin vermiyordu. Bu haliyle imparatorluk, dostlarından uzakta yalnız başınaydı...


-3 KASIM 1914 SABAHI İLK DENİZ SAVAŞI BAŞLADI-
3 Kasım 1914 sabahı İngiliz filosunun Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye'ye bombardımanıyla ilk deniz savaşı başladı. 3 İngiliz zırhlısı ve 2 kruvazörü Gelibolu yarımadası kıyılarına ve 2 Fransız zırhlısı da Anadolu kıyılarına sabah saat 06.50'de yaklaştı. 20 dakika süren top ateşinden sonra çekip gittiler. Bu bombardımanda şehit düşen 5 subay ile 81 er, Çanakkale Savaşları'nın ilk şehitleri olarak tarihe geçti... 19 Şubat 1915'te 11 büyük zırhlı, 3 kruvazör, 18 muhrip, 3 denizaltı, 7 mayın tarama gemisinden kurulu ittifak filosu Kumkale, Seddülbahir, Ertuğrul, Orhaniye bataryalarını cehennem gibi bir ateş baskısı altında tuttular. Bu bombardıman 9.35'te başladı, 17.30'da sona erdi. Düşman, saldırı planının birinci merhalesini tamamlamıştı... Havaların bozması, düşman donanmasının tutunamayarak uzaklaşmasını sağladıysa da 6 gün sonra müsait havadan yararlanarak İngilizler, 25 Şubat'ta tekrar boğaz önünde göründü. Boğaz girişindeki tabyaların susturulmasından sonra Amiral Carden'ın yaptığı planın ikinci aşaması uygulanacaktı. Bu saldırı, daha fazla kuvvetle ve daha fazla kuvvetli bir şekilde idi. Bu savaşa Queen Elizabeth, Agamemnon, Golyat, Lord Nelson, Charlemagne, Triumph ve Albion zırhlıları ile birlikte bir çok irili ufaklı harp gemileri katıldı. Bu görkemli ve modern savaş gemileri, Ertuğrul tabyasından yapılan atışlarla bu kez bir hayli sıkıştılar. Agamemnon'a, Ertuğrul tabyasından bir mermi isabet ederek büyükçe bir yara aldırdı.


-NUSRET MAYIN GEMİSİ-Almanya'da 1910 yılında inşa edilmiş, kömür kazanlı, 40 metre boyunda, 7.5 metre genişliğinde, 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın taşıyan Nusret mayın gemisi, savaşın gidişatını değiştirecekti. Saatte ancak 12 mil yapan bu geminin komutanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey'di. Mayın uzmanı Alman Yarbay Geehl ile birlikte Çimenlik Kalesi'nden aldığı mayınları 18 Mart deniz saldırısından 10 gün önce, 8 Mart 1915'te sabaha karşı yağmurlu ve puslu bir havada önce Rumeli sahilini takip etti, sonra karşıya dönerek Erenköy koyuna kıyıya paralel olarak 26 mayın döşedi. Mayınların bırakıldığı Karanlık Liman özenle seçildi. Büyük düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha, denizcilikte ''durgun su'' diye bilinen özelliği taşıdığı için zırhlılar karadaki sabit kaleler gibi atış yapabiliyordu. 8-18 Mart arasındaki süre içinde Erenköy Körfezi'ni tarayan İngiliz mayın temizleyicileri sadece 3 mayın bulabilmişti. Nusret'in döşediği mayınları ne onlar, ne de havadan sahayı kontrol eden keşif uçakları görebildi. Karanlık Liman üzerinde uçan bir düşman uçağı, hiçbir mayın görmemiş ve temiz raporu vermişti. Uçağın pilotu bu sürpriz mayınların başarısından 1 gün sonra kurşuna dizildi... İngiliz Deniz Bakanı Churchill, Nusret mayın gemisinin başarısını en iyi şekilde özetlemiştir: ''Bu gün dünya denizlerinde görev yapmakta olan 5 bini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar, harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olarak bir başarı gösterememiştir''...
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 4:58 pm

-18 MART SABAHI...-
Sıra artık Amiral Carden'ın planının üçüncü ve dördüncü devrelerini uygulamaya gelmişti. Yedi aydır üstlendiği görevler ve Ege'nin tuzlu sularında geçirilen zor kış ayları, Carden'ı sağlık yönünden çok yıpratmıştı, hastaydı ve son harekatı yürütecek gücü kalmamıştı. Doktorların kesin raporu üzerine görevi Amiral De Robeck'e devrederek 16 Mart'ta Londra'ya döndü. 26 Şubat-17 Mart arasındaki günleri İtilaf devletleri donanması mayın arama tarama faaliyetleriyle geçirdi. Bu arada bazı bölgelere tahrip müfrezeleri çıkarılarak, susturulmuş topların tahribine çalışıldığı gibi methalle merkez arasında ve merkezde bulunan bazı bataryalar da bombardıman edildi. 18 Mart sabahı... Saat 10.30'da üç tümen halinde tertiplenmiş müttefik filo gemileri boğaza girmeye başladı. Birinci Tümen gemileri saat 12.00'ye kadar merkez tabyalarını yoğun ateş altına aldı. Saat 12.00'de İkinci Tümen gemileri Agamemnon, Ocean ve Irresistible, Birinci Tümen gemilerinin aralarından geçip 12 bin yardadaki yerlerini alarak ateşe başladı. Bu sırada, Erenköy bölgesindeki obüs bataryalarının menziline giren Agamemnon, 25 dakikada 12 isabet alarak ağır hasara uğradı. Aynı şekilde Irresistible da aldığı 6 isabetle ağır hasarlı olarak çekilme manevrasına başladı. Üçüncü tümeni oluşturan Fransız gemileri, cesaretle tabyalara sokularak yoğun ateşe başladı. Aradaki bataryalar susturulmuş, merkez tabyalar henüz ezilememişti. Diğer gemiler de boğazdan içeri girmiş, bombardımana destek vermekteydi. Bu arada, şiddetli hasar görmüş olan Rumeli-Mecidiye Tabyası'nda Onbaşı Seyit, menzilindeki Ocean zırhlısına nişan almış ve sağ kalan arkadaşlarının yardımıyla üçüncü atışta isabet kaydetmişti. Aynı anda, aldığı isabetlerle zor durumda kalan Fransız filosu, Amiral De Robeck tarafından geri çağrıldı. Gemiler, daha önce yaptıkları gibi Anadolu sahillerine doğru dönüşlerini tamamlarken saat 13.55'te Fransız zırhlısı Bouvet, hiç kimsenin beklemediği bir yerde bir gece önce Nusret'in döşediği mayınlara çarptı ve yardımına dahi gidilemeyecek kısa sürede sulara gömüldü. Fransız gemilerinin terk ettiği hattı 11 adet İngiliz muharebe gemisi aldı, saat 15.35'te Irresistible ve Ocean gemileri de Nusret'in mayınlarına çarptı. Daha sonra her iki gemi de akıntıyla sürüklenerek Türk topçularının menziline girdi ve topçu ateşleriyle batırıldı.


-''GİDİYORLAR, GEÇEMEDİLER, GEÇEMEYECEKLER''...-
Bölgedeki mayın tehdidinin boyutlarını gören Amiral De Robeck, en kuvvetli 3 gemisini kaybetmiş olarak saat 19.00'da filosuna ''boğazı terk edin'' emrini verdi. Boğazdan çıkan gemilere bakan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa'nın şunları söylediği duyuldu: ''Gidiyorlar, geçemediler, geçemeyecekler''... Müttefik filo 800 personel kaybederken, Türkler ise bu savaşta 58 şehit verdi, 3-4 asker ise yaralandı... Boğazı donanmayla zorlayıp geçmek için yapılan bu büyük girişim ancak ''şiddetli bir yenilgi'' olarak tanımlanabilecek biçimde son bulmuştu... Bu denli fazla kayıp, kara kuvvetlerinin yardımı olmadan boğazın geçilmesini şüpheli kılıyordu. Sonunda, Deniz Bakanı Churchill, boğazın denizden kara harekatı olmadan geçilemeyeceğine ikna olmuştu. Böylece Çanakkale Harekatı'nda yeni bir sayfa açılıyordu: çıkarma harekatı ve kara savaşları... 18 Mart'ta kazanılan zafer, yıllardır süren yenilgiler nedeniyle ümitsizliğe kapılmak üzere olan Türk milletine yeni bir heyecan verdi. 18 Mart, 19 Mayıs'ın, 23 Nisan'ın, 30 Ağustos'un ve 29 Ekim'in müjdecisi oldu...
ADIM ADIM ÇANAKKALE SAVAŞLARI...
Hazırlayan: Safa Tekeli


Türkiye'nin geleceğini etkileyen Çanakkale Savaşları'nda elde edilen zafer, Türk Tarihinin yanı sıra Dünya Tarihi'nde de önemli bir yere sahip oldu.
Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla, küresel anlamda; hem siyasal hem de toplumsal bakımdan büyük değişikliklerin yaşanmasına yol açan olaylar şöyle gelişti:


28 Haziran 1914. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun varisi arşidük François Ferdinand ve eşi, Sırp öğrenci Gavrilo Princip tarafından Saraybosna'da öldürüldü.
28 Temmuz 1914. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan'a savaş ilan etti.
31 Temmuz 1914. Rusya ve Fransa'da seferberlik ilan edildi.
2 Ağustos 1914. Osmanlı Devleti de topraklarında genel seferberlik ve sıkıyönetim ilan etti. Osmanlı-Alman ittifakı imzalandı. İttifak uyarınca iki devlet, Avusturya-Sırbistan arasındaki anlaşmazlıkta tarafsızlık gösterecekti.
3, 4, 5 Ağustos 1914. Enver Paşa, Başkomutan Vekili oldu ve İngiliz filosunun izlediği Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) adlı Alman savaş gemilerinin Osmanlı karasularına gelmesine karar verildi.
10, 11 Ağustos 1914. İki gemi (Goeben ve Breslau), Çanakkale Boğazı'ndan geçerek Marmara'ya girdi.
12 Eylül 1914. Çanakkale Boğazı girişine mayın döşendi.
27 Eylül 1914. Çanakkale Boğazı tamamen kapatıldı.
2 Kasım 1914. İngiltere, Fransa, Rusya, Belçika, Sırbistan, Japonya, Karadağ, Osmanlı İmparatorluğu ile siyasi ilişkilerini kestiklerini açıkladı.
29, 30 Ekim 1914. Alman Amiral Souchon komutasındaki Yavuz ve Midilli, gece Karadeniz'e çıktı ve Odessa ile Sivastopol limanlarını bombaladı.
3 Kasım 1914. Çanakkale Boğazı giriş tahkimatı, 6 düşman zırhlısı tarafından bombalandı.
7 Kasım 1914. Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletleri'ne karşı savaş ilan etti.
29 Kasım 1914. Mesudiye Zırhlısı, İngiliz denizaltısı (B-11) tarafından Çanakkale Boğazı'nda batırıldı.
11 Ocak 1915. Amiral Carden, İngiltere Deniz Bakanlığı'na, Çanakkale Boğazı'na taarruz için hazırlattığı planı sundu.
20 Ocak 1915. Mustafa Kemal, Tekirdağ'da 19 Fırka Komutanlığı'na atandı ve 2 Şubat'ta tümeni kurmaya başladı.
19 Şubat 1915. İtilaf Devletleri Donanması (12'si İngiliz, 4'ü Fransız olmak üzere 16 muharebe gemisi, 6 muhrip, 14 mayın tarama ve 1 uçak gemisinden oluşuyordu.), Çanakkale Boğazı giriş tabyalarına taarruzu ile İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale Boğazı'na ikinci büyük saldırısı başlatıldı.
25 Şubat 1915. Mustafa Kemal'in kuruluşunu tamamladığı 19. Tümen, Gelibolu Yarımadası'nın doğu kıyısındaki Maydos'ta (Eceabat) görevlendirildi.
25 Şubat 1915. İtilaf Devletleri donanması, Boğaz girişi tabyalarındaki topları tahrip ederek, Boğaz'a girmeye başladı.
26 Şubat 1915. Değirmenburnu-Çanakkale Feneri arasında 10. Mayın Hattı oluşturuldu. Seddülbahir ve Kumkale'ye çıkarma başlatıldı.
2 Mart 1915. General Liman Von Sanders, Çanakkale'deki Osmanlı Kara Kuvvetleri Başkomutanlığı'na atandı.
4 Mart 1915. 3. Avustralya Tugayı, Mondros'ta limana girdi.
5, 6 Mart 1915. Çamkoyu batısından, HMS Queen Elizabeth gemisinden, Merkez Tahkimatı'nı aşırma biçiminde bombardıman başlatıldı.
17 Mart 1915. Amiral J. de Robeck, İtilaf Devletleri Donanması Komutanlığı görevine başladı.
17, 18 Mart 1915. Nusret Mayın Gemisi, gece elde kalan son 26 mayınını, Boğaz girişindeki Karanlık Koy'a döşedi.
18 Mart 1915. ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ: İtilaf Devletleri donanması, yaklaşık 30 savaş gemisiyle en geniş kapsamlı saldırıyı başlattı. Çanakkale Boğazı tahkimatı 7 saat süreyle ateş altında tutuldu. Nusret Mayın Gemisinin gizlice döşediği mayınlar ve kıyı topçularının etkili ateşi altında, kuvvetinin üçte birini kaybederek geri çekildi. Altı büyük gemiden Bouvet, Irresistible ve Ocean zırhlıları batırıldı, üçü de kullanılmaz hale getirildi.
24 Mart 1915. General Liman Von Sanders, 5. Ordu Komutanlığı'na getirildi. Bu ordunun ihtiyatı, komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal olan 19. Fırka tarafından oluşturulacaktı.
25 Nisan 1915. ARIBURNU ZAFERİ: İtilaf Devletleri, geniş kapsamlı ilk çıkarmayı başlattılar. Gelibolu ve Çanakkale yarımadalarının Arıburnu, Seddülbahir ve Kumkale gibi yerlerine yapılan çıkarma, 308 savaş ve nakliye gemisi ile gerçekleştirildi. Orda komutanı, Saros'ta olduğundan, Mustafa Kemal, emir beklemeksizin birliklerini harekete geçirdi ve Arıburnu'na çıkıp yarımadanın en kritik tepesi olan Kocaçimen'de ilerleyen İngiliz birliklerini durdurdu ve kıyıya kadar sürdü. İngiliz birlikleri, donanmalarının ateşi sonucu denize dökülmekten kurtuldular ve Arıburnu Zaferi kazanıldı.
27 Nisan 1915. İngiliz denizaltı gemileri, Marmara'da Barbaros zırhlısını batırdılar.
2 Mayıs 1915. 3. Kolordu Komutanı Esat (Bilkat) Paşa, Arıburnu cephesine gelerek, Mustafa Kemal ile görüştü.
10 Mayıs 1915. Mustafa Kemal'in çarpışmaları yönettiği yere ''Kemalyeri'' adı verildi.
14 Mayıs 1915. İngiltere Bahriye 1. Lordu Winston Churchill ve Amiral John Arbuthont Fisher, görevlerinden istifa ettiler.
1 Haziran 1915. Atatürk albaylığa yükseltildi.
6, 7 Ağustos 1915. İngilizler, Gelibolu'ya yeni kuvvetler çıkardılar.
8 Ağustos 1915. Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na getirildi.
9 Ağustos 1915. Mustafa Kemal'in komutasında 1. Anafartalar Savaşı kazanıldı.
9 Ağustos 1915. İtilaf Güçleri, Seddülbahir'i boşalttılar.
10 Ağustos 1915. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal öncülüğünde geniş kapsamlı Conkbayırı taarruzu başlatıldı.
21, 22 Ağustos 1915. 2. Anafartalar Savaşı kazanıldı.
17 Ekim 1915. Çanakkale bölgesinde General Hamilton, komutayı General Birdwood'a devrederek cepheden ayrıldı.
19, 20 Aralık 1915. İtilaf Güçleri, işgal ettikleri siperleri boşaltarak gece Anafartalar, Arıburnu bölgesinden gizlice çekildiler.
9 Ocak 1916. 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders, Başkomutanlık Vekaleti'ne şu telgrafı çekti: ''Tanrı'ya şükür Gelibolu Yarımadası tamamen düşmandan temizlenmiştir. Diğer ayrıntılar ayrıca sunulacaktır.''
17 Ocak 1916. Mustafa Kemal'e Çanakkale Savaşı'ndaki üstün başarılarından dolayı ''Muharebe Altın Liyakat Madalyası'' verildi.

Çanakkale Savaşları'nda 253 bin Türk subay, er ve erbaş şehit oldu.
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 4:58 pm



ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

Şu boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi?

En kesif orduların, yükleniyor dördü beşi

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...

O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...

Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara yetmez o kitab...

Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,

Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultanı Salahaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki islamı kuşatmış, doğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki; a'şara gömülsen taşacaksın... Heyhat,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 4:59 pm

seyid onbaşı


avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 5:00 pm

ELİZABET ZIRHLISI


denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesiyle hareket eden İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. bahriye nazırı churchill’in planları akdeniz filosu komutanı amiral carden tarafından da desteklenince, lord fisher’ın şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. dünyanın yenilmez donanması, fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.
İtilaf devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.

18 mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan rumeli yakasındaki seddülbahir ve ertuğrul tabyaları ile, anadolu yakasındaki kumkale ve orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.

ve 18 mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu.

17 mart 1915’te amiral carden’in yerine amiral de robeck’in atanmasıyla 18 mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.

plana göre; 18 mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. tümen bizzat amiral de robeck tarafından kumanda ediliyordu.

queen elizabeth, agamemnon, lord nelson muharebe gemileri ve inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. tümen, saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. planlanan noktaya ulaşıldığında queen elizabeth’in hedefi rumeli mecidiye tabyası, lord nelson’un hedefi namazgah tabyası, İnflexible hedefi ise rumeli hamidiye tabyası idi. “a savaş hattı” olarak adlandırılan bu plan 11.30’da uygulanmaya başlandı ve 11.30’da merkez tabyalarına ateş başladı.

bu arada düşman gemileri kumkale’den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. yine de mesafe uzak olduğundan türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. saat 12.00 sularında Çimenlik, rumeli hamidiye ve anadolu hamidiye ateş almıştı. b hattı diye adlandırılan amiral guepratte komutasındaki 3. tümen suffren, bouvet, goulois, charlemagne adlı dört fransız gemisiyle triumph ve prince george adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. plana göre bu tümen 1. tümenin arkasından hareket geçti ve b hattı önündeki yerini aldı. yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında b hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. tümene ait olan iki İngiliz gemisi triumph ve prince george a hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış rumeli mesudiye ve yıldız tabyalarını hedeflemişlerdi.

rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. rumeli mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.

planın ikinci aşamasında türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse albay hayes sadler komutasındaki 2. tümen devreye girecekti. ocean, İrresistible, albion, vengeance, swiftsun ve majestic’ten oluşan 2. tümen, 3. tümenin yerini alacak ve b hattından son olarak yakın muharebe yapılarak tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. fakat 3. tümenin yerini alacak 2. tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. saat 14:00’e doğru suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve bouvet’de onu izlemekteydi. a hattını geçmek üzereyken fransız gemisi bouvet’de bir iki patlama oldu ve anadolu hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. queen elzabeth ve agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. bu arada 12.30 sularında goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla bozcaada’ya ulaştı. 2. tümen İngiliz gemileri, 3. tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. saat 15.00’te rumeli hamidiye daha sonra da namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.

anadolu hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. bu bölgede bir gece önce nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. bölgenin mayınlı olduğunu anlayan amiral de robeck 2. tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken ocean da mayına çarpmıştı. güçlü top ateşine rağmen ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.

18 mart’ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. lord fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söylayenler haklı çıkıyor, de robeck ve churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu.
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Aftakerem Bir Salı 13 Mart 2007, 5:03 pm

v kumsalı ertugrul tabyasının karsısına isabet ediyordu. düsman buraya albion zırhlısı himayesinde genis ölçüde asker tahsis etmisti. seçilen çıkarma alanı her tarafta kayalıklarla çevrili idi. buralarda makineli tüfeklerimiz yuvalanmıstı. düsmanın karaya çıkmasını engellemek amacıyla dikenli teller kıyı boyunca yerlestirmisti. ertugrulkoyu’nu, 3. taburun 10. bölügü savunmaktaydı. ingilizler yogun bombardımanları sabaha karsı 4:30 civarında baslatmıslardı. yarım saatlik bu zaman diliminde yaklasık olarak 4650 top ertugrulkoyu’na isabet etmisti. buna ragmen birliklerimiz sükunetlerini bozmadan herhangi bir karsılık
vermemislerdi. bundan sonraki plan olarak ingilizler bir kısım birliklerini dörder sandallı 6 kafile halinde karaya çıkarmayı düsünürken, diger kısmını da son günlerde fransa’dan satın aldıkları river clyde adlı kömür gemisine yüklemislerdi çıkarma için bu geminin iki yanına açılır kapanır iskeleler yapmıslardı. modern truva atı olarak nitelendirilen river clyde 10 yasında bir
kömür gemisi idi ve içinde 2000 kisiyi tasımaktaydı.


ertugrulkoyu sırtlarındaki 26. alayın 10. bölügünün bir takımını yöneten, koyun batı tarafına yerlesen ve koyu yandan gören bes manga askeri basında 10. bölük ikmal (tamamlama) askerlerini yahya Çavus komuta ediyordu. ezineli yahya Çavus, balkan harbi’ne katılmıs, her türk askeri gibi o da yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreginden atamamıstır. i. dünya harbi
için seferberlik ilan edilince gönüllü yazılmıstır. Çanakkale cephesinde 9. tümen, 26. alay, 3. tabur, 10. bölgeye baglı 5 manga (45) askerin basında 25 nisan 1915’te seddülbahir ertugrulkoyu savunmasında görev almıstı. kendisi mahiyeti ile birlikte çıkarmanın gerçeklesecegi zamanı beklemekteydi.

ertugrulkoyu’nda albion zırhlısının atesi altında ilk anda dublin taburu, sonra da river clyde kömür gemisiyle de çıkarma sürdürülecekti. plana göre harekata saat 6:00’ da baslanacaktı; fakat akıntının attıgı sandallar kırk bes dakikalık bir
gecikmeyle kıyıya gelebildiler. kıyıya 200 metre kala 10. bölügün ani atesi baslamıstı. yahya Çavus ve arkadasları çıkarma birliklerinin yanasmasını sabırla beklemis tam kıyıya çıkacakları sırada siddetli atese baslamıstı. Çıkarma kuvvetleri ilk agızda çok telefat verdiler. sandalların büyük bir kısmı kaçtı, bir kısmı da devrildi. sandalların bir kısmı battı; ancak birkaç kisi karaya
çıkabildi. river clyde gemisindeki iki taburdan baska durumu kurtaracak kuvvet yoktu.

gemi kıyıya yaklasırken, epey açıkta karaya oturmustu. bundan dolayı kıyıya ulasabilmek için mavnalarla bir köprü kurmak gerekiyordu. bunu saglamak için saglanan çalısmalar bir türlü sonuç vermedi; çünkü 10. bölügün yogun atesi ve
özellikle yahya Çavus’un basında bulundugu takımın yandan atesi ile gemiden dısarı çıkan askerler birer birer vuruluyordu. bes manganın basında bulunan bir subay gibi birligini yönetmekteydi. 3000 kisilik düsman kuvveti durdurulmustu. ingiliz generali napier teknede bulunan ve duraklayan askerlerine: “niçin duruyorsunuz?” diye bagırdıgında kimse ona cevap vermemisti. zira
kömür gemisinden çıkmak isteyenler vurulmus, kaplar ve iskeleler de ölü ve yaralılarla dolmustu. sag kalanlar generale yaklasmamasını, buraya çıkmanın imkansız oldugunu söylüyordu. geminin önüne yerlestirilen makineli tüfeklerin himayesi altında kıyı ile gemi arasında kurulan geçit, iki yandan birliklerimizin makas atesi altına alınmıstı. 3. fransız tugayı komutanı askerlerini
cesaretlendirmek için ileri atılmıstı. kuvvetlerimizin açtıgı ates sonucu alnından vurularak öldürülmüstü. Ögleye dogru seddülbahir üzerinde uçus yapan ingiliz pilotu samson, deniz suyunun kıyı kesiminin kıpkırmızı kesildigini görünce meraklanıp telsizle rapor etmisti. Üç saatlik çarpısma sonucunda çıkarma araçlarıyla kumsala çıkabilen irlanda taburunun sag kalan 200 askeri, kıyıda bir toprak parçasına tutunmaya çalısmıslardır. savunmayı pekistirmeyi amaçlayan 3. tabur, ihtiyattaki 11. bölükten iki piyade takımını 10. bölügün emrine vermisti.

ikindiden sonra ezineli yahya Çavus’un basında bulundugu bes mangalık siperin yok edilmesinin gerekli olduguna düsman tarafından karar verilmis olmalı ki, bir kısım donanması oraya ates açtı ve siperleri dümdüz etti. bu nedenle yahya
Çavus ve geride kalan arkadasları baska tarafta mücadelelerine devam ettiler. n e çare ki batıda tekekoyu’ndan çıkan düsman kuvvetleri saat 15:00’de aytepe’yi almayı basardılar. bu durumda ertugrul tabyası arkadan sarılmıs oluyordu. bu haber yahya Çavus’a ulasınca komutasında bulunan takımın kalanları ile süngü takarak düsmana dogru ilerledi. kendisine haber gelmezden
evvel oradaki manga erlerinden, dördünü sehit ve ikisinin yaralı olması üzerine, düsman makineli tüfegini kurmustu ve yahya Çavus’a atesle karsılık vermisti. aytepe’nin düsman tarafından alınması ve havanın kararması nedeni ile yanında bulunan iki arkadası ile harapkale’de ki bölügüne dönmeye mecbur oldu.

ertugrul tabyası ile ertugrulkoyu’nun düsmanın her türlü atesini karsı 12 saat savunduktan sonra yerinden ayrılmıstı. yahya Çavus’un benzerlerinden üstün derecede mükafatlandırılması sart idi. ne yazık ki, bölük subayının sehit olması ve tabur komutanının yaralanıp hastaneye getirilmesi yüzünden yahya Çavus’un kahramanlıgı kayıtlarda yer almalı. 9. tümen komutanı halil sami bey saat 15:30’da ihtiyatta bulunan 25. alayı da seddülbahir cephesi’ne göndererek orada kahramanca çatısan mehmetçigin imdadına yetismisti. böylece karaya çıkmıs bulunan düsman kuvvetlerinin ilerlemesine mani olmustu.
v sahiline yapılan çıkıs hareketi saat 09:00’da durdurulmustu. kum sırtının arkasında kalanlar, kımıldayacak durumda degildi. kömür gemisinde kalan bin kisi hava kararıncaya kadar ve yahut w sahilinden yapılacak bir ileri hareketi türk müdafaa tertibatlarını kusatıncaya kadar, mahpus kalmıstı.

25 nisan gecesi süngü hücumu yapılmıs daha fazla düsman çıkarılmasına meydan verilmemisti. 26 nisan’da seddülbahir köyü ve haraptepe saat 13:30’da ingiliz kuvvetlerinin eline geçti. aynı saatlerde daha batıda gözcübaba tepesi de dublin taburunun sabahtan itibaren yaptıgı hücumlar sonunda ele geçirilmisti.daha sonra 27 nisan’da ingilizler yeni bir saldırıda bulundularsa da türk savunma mevzilerini 700-800 metre ilerisinde zıgındere-eski hisarlık hattında durduruldular.temmuz 1915 sonuna kadar, çok kanlı geçen, gögüs gögüse süngü hücumları ve karsı hücumlarla süren kirte-kerevizdere-zıgındere
muharebeleri, özellikle türk birliklerinin,müttefik donanmasının atesinden korunmak amacıyla, gece yaptıkları süngü hücumları biçiminde olmustu. sekiz gün, geceli gündüzlü süngü hücumlarıyla geçen zıgındere muharebesi, iki taraf içinde kayıpların en fazla olanı ve en kanlı geçenidir. bu bölgedeki hareket agustos ayıyla beraber mevzi muharebesine dönüsür. böylece isgal kuvvetleri
3-4 km.lik bir arazide çakılıp kalmıs, alçıtepe ve kirte ele geçirilememis, durum
bosaltmaya kadar böylece devam etmistir.
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından esdicien Bir Cuma 16 Mart 2007, 2:21 pm

sözü uzatmaya gerek yok:

"BEDRİN ARSLANLARI ANCAK BU KADAR ŞANLI İDİ"

yüreğine sağlık dostum

_________________
~~~urfalıyam ezelden, göönüm geçmez dizelden~~~
avatar
esdicien
efsane
efsane

Erkek Mesaj Sayısı : 456
Yaş : 31
Kayıt tarihi : 21/02/07

Kullanıcı profilini gör http://www.ortysh.ideaboard.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından ceku1023 Bir C.tesi 17 Mart 2007, 4:42 pm

Gercekten cok guzel bır calısma olmus Ellerıne saglık... cheers cheers cheers
avatar
ceku1023
çırak
çırak

Erkek Mesaj Sayısı : 34
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ----->ÇANAKKALE DEATANI<-----

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz