Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından uhuvvet Bir C.tesi 24 Mart 2007, 5:01 pm


Bediüzzaman Said Nursî, yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır.

Said Nursî medrese eğitimiyle dini ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış; bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zarurî ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907'de İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da da ilim dünyasına kendisini kısa sürede kabul ettiren Bediüzzaman, çeşitli gazetelerde yazdığı makalelerle, o günlerde Osmanlıyı ve İstanbul'u çalkalayan hürriyet ve meşrûtiyet tartışmalarına katılmış; meşrûtiyete İslam nâmına sahip çıkmıştır. 1909'da patlak veren 31 Mart Olayında yatıştırıcı bir rol oynamış; buna rağmen, haksız ithamlarla Sıkıyönetim Mahkemesine çıkarılmış, ancak beraat etmiştir. Bu hadiseden sonra İstanbul'dan ayrılarak şarka geri dönmüştür.

Birinci Dünya Savaşının patlak verdiği günlerde Van'da bulunan Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya'da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul'a dönmüştür.

İstanbul'da devlet ricalinin ve ilim çevrelerinin büyük teveccühüyle karşılanmış; Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye âzâlığına tayin edilmiştir. Bu devrede, resmî vazifesinden aldığı maaşla kendi kitaplarını bastıran ve bunları parasız dağıtan Bediüzzaman, İstanbul'un işgâli sırasında neşrettiği Hutuvât-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin plânlarını bozmuştur. Kezâ, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu'daki kuvâ-yı milliye hareketini "isyan" olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini îlân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara'ya dâvet edilmiştir.

Bu mükerrer dâvetler neticesinde 1922 sonlarında Ankara'ya gelmiş ve Meclis'te resmî bir "hoşâmedî" merâsimiyle karşılanmıştır. Ankara'da kaldığı günlerde, yeni kurulan devlete hâkim olan kadronun dîne bakış tarzının menfî olduğunu görünce, on maddelik bir beyannâme hazırlayarak Meclis âzâlarına dağıtmıştır. Bu beyannâmede yeni inkılâbın mîmarlarını İslam şeâirine sahip çıkmaya çağırmış; akabinde Mustafa Kemal'le bir kaç görüşmesi olmuştur. Kendisine şark umumî vâizliği, milletvekilliği ve Diyanet âzâlığı teklif edilmiş; ancak Bediüzzaman bu teklifleri kabul etmeyerek Van'a dönmüştür.

O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir. Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.

Ömrünün son günlerine kadar keyfî muâmele ve eziyetlerden kurtulamayan Bediüzzaman, buna rağmen, îman hizmetini büyük bir kararlılıkla devam ettirmiş; o zor şartlar altında telif ettiği 6000 küsur sayfalık Risâle-i Nur Külliyatı'nı tamamlamaya ve yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'ı bu asrın idrâkine uygun ve ikna edici bir üslupla izah ve ispat eden ve vehbî olarak kaleme alınan bu eserler, onun çileli hayatını en güzel meyvesidir.


En son tarafından C.tesi 24 Mart 2007, 5:05 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
avatar
uhuvvet
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 24/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından uhuvvet Bir C.tesi 24 Mart 2007, 5:01 pm
















umarım beğenirsiniz...istek olursa yenilerinide koymaya devam ederim inş. Very Happy
avatar
uhuvvet
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 24/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından Aftakerem Bir C.tesi 24 Mart 2007, 5:31 pm

“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taûn felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslariyle mi? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız îman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum....

Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve îmanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur'ânın tesis ettiği tevhid ve îman esası üzerinde işliyorum.. ki İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur.” (Tarihçe-i Hayat sh: 628)


İslamiyet’i kıyamete kadar devam ettirecek olan Allah, Said Nursi’yi yirminci asır hastanesine baştabip olarak çıkardı. Hastalık iman zayıflığıydı. Said Nursi eserlerinin bütününü tahkiki iman üzerine yazdı.


İmanın altı esasını ispatlı anlatmaya tahkiki iman denir. İmanı sarsılan Müslümanlara imanın altı esasını anlatırken imanın gücünü hayatının bütünüyle yaşadı ve gösterdi. Madenler içinde demire mıknatısiyet veren Allah, Said Nursi’ye mıknatısiyet vermişti. O, insanlara tesir ediyordu. Onu seven, eserlerini okuyan, hapse atıldığı halde çok sayıda insan Risale-i Nurları okudu, faydalandı. Çünkü o, insanlara tesir ediyordu. Pek çok ilim ve ideoloji adamlarının etrafında bir kişi bulunmazken, Said Nursi’nin peşinden kitleler gidiyordu. İman öyle bir nurdur ki insanların manevi dünyasını aydınlatır. Böylece insanlar hak ile batılı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırır. Her türlü kötülüğü terk edip iyiliğin içine girerler.

Risale-i Nur, İslam üniversitesinin bir fakültesi’dir. Cemaatlerin her biri İslam üniversitesinin fakülteleridir. Müslümanlar beşikten mezara kadar devam eden İslamî eğitimi ancak cemaatlerde bulabilirler. İslam alimleri Kur’an deryasından zemzem akıtan çeşmelere benzerler. İslam alimleriyle cemaatler zahir planda İslamiyet’in devamına sebep olmuşlardır. İslamiyet’siz hayat karanlıktır. Kimin nereye gittiği belli değildir. İslamiyet gönülleri aydınlatır. Basiret gözü gerçeği görür.

Yollar boşaldı artık, yolcular buldu vaha.

Yolcular gitmese de yollar gider Allah’a.

İşte meyhaneye giden yolla camiye giden yolu birbirinden ayırmak, camiye giden yolları cemaatle doldurmak, iman hakikatleriyle mümkündür. Said Nursi’nin ömrü hapishanelerde ve sürgünlerde geçti. Risale-i Nurların ve Said Nursi’nin hizmetlerine mani olamadılar. Çünkü İslamiyet kıyamete kadar devam edecek. İslam’a hizmet edenler de bu yolda yürüyecek. “Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-ı Kur’an’dır.”

Evet, dertlerin dermanı Kur’an’a uymaktır. Yazı ve lisan farkıyla Kur’an’dan uzaklaşan Müslümanlar, İslam alimleriyle Kur’an’la bütünleştiler. Her ırk, her ideoloji Kur’an’da bütünleşirse İslam milleti ortaya çıkar. Bu millet her bakımdan üstündür. Zaten inanan Müslümanlar üstündür. Süper güçler dünyayı idare edebilmek için ümmetçiliğe, İslam milletine karşı çıkar. Fakat şuurlu Müslümanlar teşkilatın adını koymadan da “müminler kardeştir” gerçeğine tabi olurlar.

Bir kısım medeniyetler ahlaksızlık mikrobuyla can verirken, Müslümanlar İslam’ın yüce ahlakıyla adım adım bu gecenin şafağına doğru yürüyorlar. Müslümanların yıllarca karanlıkta kalması bitmektedir. Çünkü her gecenin sabahı, her kışın baharı vardır.

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Ümmetimin alimleri İsrail peygamberleri gibidir.” Nemrutların karanlık dünyasında kalan Müslümanları İslam alimleri nura çıkaracaktır ve çıkardı.

Said Nursi gibi bir İslam alimini anlamak için onu çok yönleriyle incelemek lazım. Bir tek insan nasıl oldu da günah bataklığına düşenleri tutup çıkardı, yolunu şaşıranlara sırat-ı müstakimi gösterdi? Devletlerin yapamadığı işleri nasıl oldu da Said Nursi Allah’ın izniyle yaptı? O, cevapsız kalan sorulara cevap vermişti. Şimdi karşımıza çıkan sorulara da Risale-i Nur talebeleri ispatlı cevaplar verecektir. İslamiyet kıyamete kadar devam edecektir. “Ümitvar olunuz! İstikbalde en güçlü seda İslam’ın sedası olacaktır.”
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından Aftakerem Bir C.tesi 24 Mart 2007, 5:55 pm

Bediüzzaman Hz. bir kaç vecizeyi sizlerle paylaşmak isterim..
Umarım bunlaru okudukdan sonra kendi iç aleminizde bir takım ilerlemelerin olduğunu hissedeksiniz..


Herşeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir.
Göz ise maneviyatta kördür


Her söylediğin doğru olmalı,
fakat her doğruyu söylemek doğru değildir.


Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki,
bütün vaktini ona sarf ediyorsun?


Arı su içer bal akıtır,
yılan su içer zehir akıtır.

Dünyanın lezzetleri zehirli bala benzer.
Lezzeti nisbetinde elemi vardır.


Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.

Sen burada misafirsin.
Buradan başka bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği
bir şeye kalbini bağlamaz.Bu menzilden ayrıldığın gibi,
bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın.
Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış..


İnsan bir yolcudur. Çocukluktan gençliğe,
gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre,
kabirden haşre, haşirden ebede
kadar yolculuğu devam eder.


İmanî mes'elelerde şübhe, bir delili, hattâ yüz delili atsa da; medlûle îras-ı zarar edemez. Çünki binler delil var

Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin.

İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.


Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.

Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir
avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından Aftakerem Bir C.tesi 24 Mart 2007, 6:00 pm











avatar
Aftakerem
kalfa
kalfa

Erkek Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz