--*-HiKaYeLeR-*--

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

--*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından HerseyVatanIcin Bir Çarş. 28 Şub. 2007, 8:27 pm

Allah dostlarından biri olan Abdullah Kalanisi (K.S.) bir defasında gemi ile yolculuk ederken şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Gemide bulunan yolcu ve mürettebat dua ettiler ve birer adakta bulundular.

Abdullah Kalanisi'nin de bir adakta bulunması için kendisine işaret ettiler. Abdullah Kalanisi, kendisine adfakta bulunması için işaret edenler:
- Ben şu fani dünyadan alakamı kestim. Beni böyle işlere karıştırmayın, dediyse de dinlemediler ve adakta bulunması için ısrar ettiler.

Onların bu kadar ısrarları karşısında Abdullah Kalanisi:
- Eğer Allah beni buradan sağ salim kurtarırsa ben fil eti yemeyeceğim, diye onlara göre garip bir adakta bulunur.

Gemi mürettabatı ve yolcular:
- Hiç insan fil eti yer mi? Neden böyle garip bir adakta bulunuyorsun?, dediler ve kendi aralarında bu zatın akli dengesinin yerinde olmadığına hükmettiler.

Bu konuşmalara kulak misafiri olan Abdullah Kalanisi:
- Şu anda gönlüme gelen budur. Ben de bu şekilde adakta bulundum, dedi.

Cenab-ı Hak onları şiddetli fırtınadan kurtarıp karaya çıkardı. Orada günler geçmesine rağmen yiyecek buılamadılar. Açlıktan yıkılacak bir haldeyken bir fil yavrusu gördüler. Hemen onu öldürüp etini yemeğe başladılar, Abdullah bin Kalanisi ahdine ve adağına sadık kaldı ve fil etinden yemedi.

Onlar:
- Burada zaruret var. Biz zaruret olduğu için yiyoruz. Sen de ye!, dediler.

Fakat Abdullah bin Kalanisi onalrın sözlerini hiç dinlemedi, gerçekten aç olmasına rağmen yine de fil etinden yemedi. Onlar fil etini yiyince aniden üzerlerine bir uyku hali çöktü ve uyuyakaldılar. Biraz sonra fil geldi. Yavrusunun kemiklerini orada görünce, önce uyuyanları tek tek kokladı. Üzerinde yavrusunun kokusu bulunan herkesi öldürdü. Sonra Abdullah bin Kalanisiye geldi. Onda koku bulamayınca sırtını çevirdi ve sırtına binmesini işaret etti. O da filin sırtına bindi. Onu bilmediği bir yere götürdü. Orada sırtında indirdi. Seher vakti bir cemaat ile karşılaştılar, cemaat onu alıp evlerine götürüp, misafir ettiler.

İşte ahde vefa ve onun güzel bir neticesi...
avatar
HerseyVatanIcin
baştacımız
baştacımız

Mesaj Sayısı : 32
Kayıt tarihi : 27/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından esdicien Bir Çarş. 28 Şub. 2007, 9:10 pm

rep koymadıl olsaydı da sana bi verseydim...ellerine sağlık bacıcanım

_________________
~~~urfalıyam ezelden, göönüm geçmez dizelden~~~
avatar
esdicien
efsane
efsane

Erkek Mesaj Sayısı : 456
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 21/02/07

Kullanıcı profilini gör http://www.ortysh.ideaboard.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından HerseyVatanIcin Bir Perş. 01 Mart 2007, 6:56 pm

repde mepde gözüm yok abican....bi tsk etmen yeterde artar bile:)
avatar
HerseyVatanIcin
baştacımız
baştacımız

Mesaj Sayısı : 32
Kayıt tarihi : 27/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından esdicien Bir Perş. 01 Mart 2007, 7:45 pm

ben bunu bir yerlerden hatırlıom emmeee:)

_________________
~~~urfalıyam ezelden, göönüm geçmez dizelden~~~
avatar
esdicien
efsane
efsane

Erkek Mesaj Sayısı : 456
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 21/02/07

Kullanıcı profilini gör http://www.ortysh.ideaboard.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından silentscream Bir C.tesi 03 Mart 2007, 12:08 am

kardeşim paylaşımın için saol...ellerine sağlık...
avatar
silentscream
admin
admin

Erkek Mesaj Sayısı : 370
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından esdicien Bir C.tesi 03 Mart 2007, 9:50 pm

DAR AYAKKABI..



O bayram bana ayakkabi almaya karar verdiler.



Hazir ayakkabi satan magaza yoktu şehirde. Tek ayakkabi yapan dukknda ayakkabici ciplak ayagimi bir kartonun uzerine koydu, iyice basmami soyledikten sonra agzindaki kurşun kalemi eline alip ayagimin cevresini cizdi.



O ayagimin cizildigi karton benim ayakkabi numaramdi.



Gunlerce yeni ayakkabilarimin hayalini kurdum. Babamin anlattigina gore ayakkabilarim siyah ve bagcikli olacakti.



Kapinin her calinişinda koştum.



Ayakkabilarim bayramdan bir gun once geldi, siyah-bagcikli.



O gun onlari giymedim. Bayram gecesi yatagimin altina yerleştirdim yeni ayakkabilarimi.



Arada bir kalkip kutusundan cikartiyor, yere koyuyor, yukaridan, yandan, onden bakip duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanliginda kim bilir kac kez okşadim.



Uyku girmedi gozume.



Sabahleyin ev ahalisi kalktiginda, ayakkabi kutusu kucagimda sandalyede oturuyordum ben.



Ayakkabimi babam giydirdi.



Ayagima olmamişti ayakkabilarim, dardi ve canimi yakmişti.



Ama bunu babama soylemedim. O "Sikiyor mu?" diye sordukca "Hayir" yanitini veriyordum. "Dar, ayagimi acitiyor" desem, geri gidecekti ayakkabilarim ve ayakkabicinin hemen bir yeni ayakkabi yapmasi olanaksizdi.



O bayram sabahi canim yana yana yurudum.



Bir sure sonra aci dayanilmaz oldu.



Dişimi sıktım.



Topalladim.



Soranlara "Dizimi vurdum" dedim, ama ayakkabilarimin ayagimi sIktigini kimseye soylemedim.



*



Dogrusunu isterseniz yaşam dar ayakkabiyla yurumektir.



Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...



Kimi zaman bir mekan dar ayakkabi olur bize, kimi zaman bir cevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir...



Kimi zaman dostluklar, arkadaşliklar, beraberlikler bir dar ayakkabiya donuşur.



Kimi zaman zamandir dar ayakkabi, gecmek bilmez.



Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başinizi koydugunuz yastik...



Caniniz yanar.



Topallaya topallaya gidersiniz.



Sonra ogrenirsin yaşamin dar ayakkabiyla yurume sanati oldugunu...

_________________
~~~urfalıyam ezelden, göönüm geçmez dizelden~~~
avatar
esdicien
efsane
efsane

Erkek Mesaj Sayısı : 456
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 21/02/07

Kullanıcı profilini gör http://www.ortysh.ideaboard.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından silentscream Bir Perş. 05 Nis. 2007, 1:12 am

Mutluluk ve Sevgi Çevrimi-Paulo Coelho


“Bir sabah, çiftçinin biri manastırın kapısına hızlıca vurdu. Kapıcı Birader kapıyı açtığında çiftçi ona doğru muhteşem bir salkım üzüm uzattı.

“Sevgili Kapıcı Biraderim, bunlar bağımdan en iyi üzümler. Lütfen bunları benden bir armağan olarak kabul et.”

“Ya teşekkür ederim! Onları hemen Başkeşiş’e götüreceğim, böylesine bir armağan onu heyecanlandıracaktır.”
“Hayır, hayır. Ben onları sana getirdim.”

“Bana mı? Ama ben doğadan böylesine güzel bir armağan almayı hak etmedim ki.”

“Ben kapını her çaldığımda sen açtın. Hasat kuraklıktan mahvolduğunda bana her gün bir parça ekmek ve bir bardak şarap verdin. Bu bir salkım üzümü sana getirmek istedim, çünkü onlar güneşin sevgisinden, yağmurun güzelliğinden ve Tanrı’nın mucizevî gücünden bir parça.”

“Kapıcı Birader üzümleri görebileceği bir yere koydu ve tüm sabah onları hayranlıkla izleyerek geçirdi: Gerçekten çok güzeldiler. Bu nedenle, bu armağanı bilgece sözleri onun için daima bir nimet gibi olan Başkeşiş’e vermeye karar verdi.

“Başkeşiş üzümlere pek sevindi, ama sonra diğer keşişlerden birinin hasta olduğunu hatırladı ve düşündü ki:’Ona üzümleri vereceğim.Kimbilir, belki de bu üzümler onun yaşamına biraz da olsa sevinç getirir.”

“Fakat üzümler hasta keşişin odasında da uzun süre kalamadı, o da düşündü ki:’Aşçı Birader bana çok iyi baktı, yiyeceklerin en iyisini verdi. Eminim bu üzümler ona büyük mutluluk verecektir.’Ve Aşçı Birader ona öğle yemeğini getirdiğinde keşiş ona üzümleri verdi.

“Bunlar senin için. Sen Doğa Ana’nın bize verdiği nimetleri yakından tanıyorsun ve Tanrı’nın ürettiği bu üzümlerle ne yapılacağını bilirsin.

“Aşçı Birader üzümlerin güzelliğinden şaşkına döndü ve yardımcısına onların mükemmelliğine dikkat etmesini söyledi. Üzümler o kadar mükemmeldi ki, belki de kimse Kutsal Ayin’den sonra sorumlu ve manastırdaki çoğu kişinin gerçekten bir aziz gibi gördüğü Ayin Görevlisi Birader kadar onların kıymetini bilemezdi.

“Ayin Görevlisi Birader üzümleri sırasıyla, Tanrı’nın emeğinin, Yaratılış’ın en küçük ayrıntısında bile bulunabileceğini anlamasına yardım etmek için, en genç keşiş adayına verdi. Keşiş adayı üzümleri aldığında yüreği Tanrı’nın ihtişamıyla doldu, çünkü daha önce hiç bu kadar güzel bir üzüm salkımı görmemişti. Aynı zamanda manastıra geldiği ilk günü ve ona kapıyı açan kişiyi hatırladı; bu kapıyı açma yüksek gönüllülüğü, onun şimdi mucizelerin değerini bilen bu insan topluluğunun bulunduğu yerde olmasını sağlamıştı.

“Karanlık basmadan kısa süre önce üzüm salkımını Kapıcı Birader’e götürdü.
“Ye ve keyfini çıkart. Zamanının çoğunu burada yalnız başına geçiriyorsun ve bu üzümler san iyi gelecek.”

“Kapıcı Birader o zaman anladı ki bu armağan gerçekten de ona gelmişti: Her bir üzüm tanesinin tadını çıkardı ve mutlu bir adam olarak uykuya daldı. Bu şekilde çevrim tamamlandı; sevginin enerjisiyle ilişkide olanların daima çevresini saran mutluluğun ve sevincin çevrimi.”


avatar
silentscream
admin
admin

Erkek Mesaj Sayısı : 370
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 25/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: --*-HiKaYeLeR-*--

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz